Bu aralar öyle bir yoğunluk yaşıyorum ki, bazen yaptıklarımı unutuyorum. Bu yüzden bugünleri tarihe not düşmek istiyorum. Hayatımın bunaltıcı ve sıkıcı bir kesitine hoşgeldiniz.

Sinema Eğitim Derneği, stopajları beyannameleri vs. hepsi benim üzerimde. Uzun süredir, yoğunluktan maliye, vergi dairesi, muhasebe işlerini aksattım. Son derece arkaplanda içimi sıkan bir durum bu. Derneği lağvetsem mi diye düşünüyorum. Bununla birlikte bana kattığı bir çok güzelliğin de farkında olduğum için. Çok da istekli değilim. Tam anlamıyla bir muamma.
sineg.net diye bir internet sitem var malumunuz. şu an itibariyle 3 haftadır yazı girilmiyor kendisine. Son derece bunaltıcı bir durum. Herkes gönüllülük ile iş yapıyor. Bu yüzden gönüllülük de bir yere kadar insanları motive ediyor ne yazık ki. Ha ben para kazanıyor muyum? 5 kuruş kazanmıyorum.
Agâh Uluslararası Sinema Derneğinde de başkan vekilliği yapıyorum. Orada sosyal medyanın düzenlenmesi gerekiyor. Yardımlarını talep ettiğim gençlerde ne yazık ki bir rehavet var. Profesyonel olarak işi yaptırmanın da ne yazık ki bütçesi “her zamanki gibi yok”. Bir diğer yandan kısa film senaryosu yarışması düzenlememiz gerekiyor. Bunun da sistematiğini oturtmamız lazım. Planlamayı yaptık ama sosyal medyanın işlememesi o kısımda da elimi kolumu bağladı.
Canımızın İstediği Müzik olarak Albüm çıkartmaya çalışıyoruz. Şarkılar hazır ancak mix-mastering’de tıkalı kaldık. Albüm dediysek ikinci EP şeklinde yapacağız. İlk EP’den daha farklı bir sound olarak. Ancak Egemen’in kafe açma sürecinde olması ve işlerinin yoğunluğu bu konuda da beni sıkıştırıyor.
Kitap yazdım sinema ve manipülasyon diye onu redakte etmem gerek, yakında birkaç yayınevi ile görüşme alacağım. Gel gör ki bir türlü tekrar redaksiyona giremedim. Güncellemem gerekiyor bazı geçmişte kalan bilgileri de bir diğer yandan. İndesign gibi programları öğrenmem gerekli.
Yıldız Teknik Üniversitesi sosyal bilimler enstitüsünden yetkili ve ilgili bir profesörümüz, doktoraya gelmezsem kafamı kıracağımı söylemiş. Ales’im düşük 79,5 gibi bir rakam, ancak YDS’min 79, 75 olması son derece efektif oluyor. Ancak doktora konusunda kendime güvenim “0”. Çünkü alanyazından son derece uzaklaştım. Her şeyi- başta osmanlıcayı- tekrar gözden geçirmem gerekiyor.
2. Kısa filmimi çekmem gerekiyor, birinciyi çektim. çok da fena olmadı açıkçası. Ancak Kültür bakanlığına başvuru yapabilmem için ikincisini de çekmem gerekli. Bu yüzden onun senaryosu, onun storyboard u derken ortalık biraz toz duman o konuda.
1 Uzun metraj senaryosu yazmam gerekiyor, çünkü Kültür Baklanlığından Bağımsız Sinema Desteği alabilmek istiyorum. Bunun içinde bir önceki paragrafta geçen 2. kısa filmi tamamlamam gerekli.
İlçe Milli Eğitimde, Arge işini yürütüyorum, toplamda 13 tane projenin ve birimin genel koordinatörüyüm (ilçe bazında).
İstanbul’u Okuyorum, Umudum Öğretmenim, Öğretmeniyle Güzel İstanbul, Bir ses İki haraket, Bin Harf Bin İstanbul, Fuat Sezgin’in İzinde Veli Akademisi, Tübitak, Erasmus+, Bilim Olimpiyatları, Medeniyet Okumaları, Okçuluk Benim Sporum vs. vs. Tam bir delirmece. Ama en delirteni Medeniyet Okumaları, çünkü ilk defa Kağıthane’de uygulanan bir proje olduğundan bütün acemilikleri üstümüzden atmamız uzun sürüyor.
İl Milli Eğitimde Sinema Akademisini yürütüyorum. Sinema Akademisini 2 arkadaş ile paylaşıyorum. Ama gel gör ki beklentim çok yüksek olduğu için, her işe en önde saldırıyorum, dostların yardımını beklemiyorum.
Diğer yandan çocuklarla uğraşıyorum, kuzucuklarım kuzucuklarım diyen adile naşit modunda, bir yığın talebe ve kardeş ile aynı anda ilgileniyorum. Günümün en az bir saati de ergenlikte dünyanın en büyük problemi gibi gözüken ama benim yaşımda hiçbir anlamı olmayan problemler seçkisi.
Kızım 1 yaşında artık. Bu yazıyı yazarken 2 gün sonra onun 1. yaşına erişmesinin mutluluğunu tadacağım.Ben bu iş yoğunluğundan her ne kadar bu geçen bir senenin payesini üstüme alamasam da insan yine de mutlu oluyor. elimde değil. Bu minicik nefesin çıkmasındaki en büyük katkı, yapımda ve yayında derler ya hakketen kendisi de çalışmasına rağmen- Feray’dır. Feray gerçekten hem bana eş olmayı, hem anneliği, hem insanlığı, hem müşfikliği her gün öğretmekten yılmıyor. Gerçekten benim bu aralar en büyük öğretmenim o. Ancak ben her yaramaz öğrenci gibi öğretmenimin ödevlerini yapmıyorum, dersine çoğu zaman devamsızlık yapıyorum. Meali şu kısacası: eşime vakit ayırmam gerekiyor.
Eski okulumda haftasonları destekleme ve yetiştirme kursu veriyorum. Öğrenciler canhıraş geliyor zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Ama yine de… yine de orada olmam gerekiyor. Her zaman ulvi sebeplerle hareket edemiyorum bu hayatın dinamikleri içerisinde. Bazen de sırf diğer şeyleri yapabilmek için bu tip paraya dönük işler yapmak zorunda kalıyorum.
Bir diğer para olmasaydı yapmayacağım dediğim iş de Sınav görevleri. Allahım sabah 07.00’de sınav alanında olup akşam 18.00’de oradan çıkmanın o zulmünü size anlatamam. Hem tek günüm pazar’dan oluyorum, hem sanki hiç o hafta tatil yapmamış gibi oluyorum, hem diken üstünde oluyorum yanlış bir şey yaparım korkusuyla.. Tek avantaj azıcık cebe giren para…
Bir de bütün bunların yanında dostlarıma zaman ayırmaya çalışıyorum. En çok ailemden, sonra onlardan zaman çalıyorum. Çünkü şımarabileceğim burada bir tek onlar var.
Sonuç itibariyle boğuluyorum. Bu yazıyı bile 2 günde cümle cümle yazabildim. Varın gerisini siz düşünün.

Yorum Yaz