Aslında çok uzun uzun yazılması gereken bir yazı olurdu bu. Çünkü bu Covid-19 süreci ile alakalı inanılmaz bir araştırma yapmak zorunda kaldığımı söyleyebilirim. Ama önce bu virüs günlerinde kendimin neler yaptığını anlatayım.
Bir çok proje okulların yüz yüze eğitim yapması üzerine tasarlandığı için bu yük üzerimden kalktı diyebilirim. Ancak başka yüklerin de bu süreç ile birlikte yüklendiğini söyleyebilirim. Öncelikle bir takım maddi sıkıntılar yaşıyoruz. Benim kesilen ek derslerim, eşimin kesilen maaşı vs.. Hoş değil elbet. Ama bir şekilde Rezzak olan Allah’tır diyip sabretmek haricinde yapabilecek herhangi bir şey yok.

Bunun yanı sıra, Corona günlerinde doğal olarak online eğitimler ile alakalı devletin bir refleks göstermesi gerekiyordu ve bu yüzden bu benim için muğlak olan o alanla ilgili çok fazla çalışma yapmak zorunda kaldım. Hala da yapıyorum. Diğer yandan kitabım ile alakalı bir süreç yönetmeye çalışıyorum. Egemen ile bir EP daha çıkartma heyecanımız var.
Covid-19 ile alakalı ilçeye bir istka projesi hazırlamaya da çalışıyorum ki baya teknik bir meselymiş kendisi. her gün bir cebelleşme içerisindeyim.

Bendeki durumlar aşağı yukarı böyle… Ama ülkedeki ve dünyadaki durumlar böyle değil.. Dikkatimi çok çeken bir durum var. Covid-19 Salgını sonrası dünya asla eskisi gibi olmayacak gibi söylemler. Açıkçası ben dünyanın tam da eskisi gibi devam edeceğine inanıyorum. Sıkılmışlar, incinmişler ve iyi bir gelecek umudunda olanlar bu söylemi savunuyorlar. ben de ölmeden önce bunu burada kayda geçireyim. Covid-19 sonrası dünya aynen olduğu gibi devam edeceğe benziyor. Bir kaç siyasi sonucu elbette olacaktır. Özellikle Mansur Yavaş gibi yerel isimlerin “genel”e yönelik parlatılmalarını izliyoruz. Trump’ın karşısında Sanders’ın şaibeli çekilmesi ile Joe Biden’ın çıkacak olması falan…

Belki de sadece Fight Kulüp gibi, finans sisteminin ne kadar kırılgan olduğunu bize göstermesi ve bilginin ve ar-ge’nin gerçek güç olduğunu bir kere daha bize göstermesi açısından bir önemi olmuştur insanlık açısından. Ancak bütün bu faydalar ne yazık ki çok tepeden bakan bir anlayış ile tespit edilebiliyor ve ben bu gibi durumlarda kendimi biraz da zalim hissediyorum. Çünkü her an her dakika birileri ölüyor, nefes alamamaktan, düşük bağışıklık sisteminden ve biraz da sistemin hatalarından. Ben ise her seferinde bu benim annem ve babam da olabilirdi diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum.

Düşünsenize, bize çok babacan gelen bu dönemin sağlık bakanı Fahrettin Koca, her akşam eline turkuaz bir infografik ile halkın karşısına çıkıyor ve son rakamları veriyor. Senin ölümün devlet ve sistem için bir sayı ifade ederken eşin, evladın, anne baban için sensizliğin bir ömürlük yükünü ifade ediyor. Bir türlü de bu zalim düzene kendimi alıştırmamak için çaba sarf ediyorum. Onlardan birisi olmamak, hissizleşmemek için büyük bir gayret içindeyim gerçekten.

Bütün insanlığa da zannediyorum ki tavsiyem bu olurdu. Hissizleşmeyin. Dünyanın eskisi gibi olmayacağı masalına kanmayın. Üst akıl, yan akıl, dünyayı yöneten şer odakları gibi büyük resmi görmeye çalışarak kendinizi küçük ilan etmeyin. Çünkü bu tarz infolar temelde insana kendini aciz hissettirmek dışında herhangi bir şey beceremedi bugüne kadar. Tek yapılması gereken kendini geliştirmek ve daima daha iyiyi-başarılılığı kovalamak.

Yorum Yaz