Öncelikle, buradan öğretmenler yatıyor diyenleri kınayarak işe başlamak istiyorum.

Öğretmenler yatmıyor.

Ben ise hayatımda daha fazla yorulduğum başka bir dönem hatırlamıyorum. Öncelikle kitabımı baskıya hazırladım. Basmak için kapımda dizelenen kimse de yok ayrı mesele. Ama kafam atarsa online publishing tarzı bir şey ile yoluma bakabilirim (tutmayın küçük enişteyi). Bir diğer güzel şey ise şiirlerimi biriktirmeye başladım. Yazmışım gerçekten. Fark etmeden ruhumdan damıttığım, vücut ısısında fermante ettiğim bu şiir dizeleri birikmiş.( şiiri şiirsel anlatmak istedim 🙂 ) belki bir bu kadar daha yazarsam bir yayınevine sunma cesareti gösterebilirim. Neden diye sormayın? Yayınevi önünde bekleyip, kendimi yetersiz ve kimsesiz hissetmek bana oldukça keyif veriyor da ondan :))

Bir adet İstka projesi yazdım bu arada. Pandemi süreci ile alakalı. Pandemi bitince açıklayacaklar sanırım sonucu. İlçe ile maksimum ilişkim bu düzeyde oldu diyebilirim. Tübitak işleri, projelerin bilgilendirme işleri, Medeniyet okumalarına bir adet webinar düzenleme falan filan.

İl’de ise durumlar hiç de öyle değil. İl Milli Eğitim’de Sinema Akademisi Koordinatörü olduğumdan beri inanılmaz bir temponun içinde kendimi buluverdim. Yüzyüze eğitimlere ara verdiğimizden beri son derece yoğun şekilde webinarlar düzenleyiyoruz. 13 tane webinar düzenlemiş 400 öğretmene ulaşmışım. Ancak buna twitter’da canlı yayından ulaştıklarımız (ki büyük bir rakam) dahil değil.

Ama iş sadece bununla kalmıyor, aynı zamanda en az 10 tane video hazırladım. Bu hazırladığım videolar, hep İl’in işleri ile alakalıydı. Pek tabi bencillik yapmayayım, Selçuk başta olmak üzere, Yusuf, Yunus ve Enes hep beni bu işlerden kurtaran dostlar- yoldaşlar oldu. Özellikle de Yunus Emre Öztürk, Lise öğrencisi olmasına rağmen, beni anlaması ile beni bu süreçte o kadar iyi asiste etti ki, gerçekten olayın sadece alış tarafında değil, alış-veriş tarafında olduğunu, aldığını yerine koyacak kadar edepli ve akıllı olduğunu bana gösterdi.

Ben de bu yüce güvenle facebook ve instagram adreslerimin şifrelerini kendisine teslim ettim. Evet. Belki de benimle yazışmıyorsunuzdur ha ? (muhahahaha – kötü adam gülüşü)

Neyse çok şımarmayayım, yine yunus bana bir lyric video hazırladı bu dönemde:

Bu aralar, yeni albüm üzerinde de yoğunlaştık, eli kulağındadır, 1-2 aya online platformlara düşürürüz. İlk albümden çok daha farklı bir tarz olacak.. Bunu da baştan belirteyim.

Bir yandan Online Canlı Yayıncılığı da öğrenmeye kasıyorum bu aralar. Eğer becerebilirsem, Sinema Akademisinin bir iki işini online olarak yapacağım. Sonra da elbette Sineg’e de online Streaming mantığını entegre etmeye çalışacağım.
Bu aralar, eve yeni koltuk, printer, film çekim ekipmanları almak istiyorum. Kendime bir ofis gibi bir şey kurmak istiyorum, bütün bu işleri orada rahatça yapabilmek ve misafir ağırlayabilmek için. ama ne yazık ki her hangi bir maddi gelirim elbette yok. Bunlardan sadece 1 tanesini yapabilirim o da bilmem kaç taksitle falan…

Sineg demişken orada da yeni yazı yazdım. Rüzgarı Dizginleyen Çocuk üzerine. Üstüne tıklayarak gidebilirsiniz.. Twitter’ı da aktif kullanmaya başladım hafiften hafiften. Olağanşiir dergisi de bir şiirimi yayınlamış 🙂 Mutlu oldum.

bir diğer yandan seneye doktora yapabilmek için çalışmaya çalışıyorum. ama daha bu konuda bir ilerleme gösterebilmiş değilim ne yazık ki… Umarım bunu da yaparım.

Aslında galiba ben bunlardan daha fazlasını yaptım ama inanın hatırlayamıyorum.. 🙁 kendimle ilgili bu kötü özelliğim aslında tam olarak da bu sitenin oluşma sebebi. Buraya gelip kendimin reklamını yapmaktansa aslında derdim biraz da kendime olan özsaygımın oluşması, kendinden nefret eden bir kişiliğin kendini sevmeye çalışması ve kendine kendisini hatırlatması. Yoksa gerçekten bir insan neden yaptıklarını yazar pek anlayamıyorum gerçekten…

Yorum Yaz